Pandemi ve İşçi Sağlığı

Paylaş:

Dr.Buket Gülhan

ATO İşçi Sağlığı İşyeri Hekimliği Komisyonu  Başkanı

Salgının ilk günlerinden bu yana bu sürede izlenen politikalarla salgın adım adım bir işçi sınıfı hastalığına dönüştürüldü. Salgının 11 aylık sürecinde sermayeyi koruyan, üretimin her ne olursa olsun devamlılığına dayanan “çarklar dönsün” anlayışı ile işçi sınıfını sürü bağışıklığına iten politikalar, virüsün işyerlerinde ve işçilerin yaşam alanlarında hızla yayılmasına sebep oldu. Covid-19 nedeniyle birçok  işçi çalışırken hastalandı ve öldü!

Büyük kurumsal firmaların sadece bir kısmı pandemi ile birlikte üretime devam ederken Covid-19 ‘dan korunmayı sağlayacak önlemleri hızla aldılar. Çalışanların temasını azaltacak sensörlü kapılar ,sensörlü musluklar, yüz yüze bulaşı önleyecek seperatörler, servislerde mesafeli oturma düzeni, soyunma alanları ve yemek saatlerinde yapılan düzenlemeler, el ve yüzey dezenfeksiyonu temini, düzenli maske temini yaptılar . Tüm çalışanlara Covid-19‘dan korunma ile ilgili eğitimler verdiler. Covid-19 tanısı alan çalışanların temas ettiği çalışanların karantinada kalması ve iç bulaşı tespit amaçlı PCR tarama testleri yaptılar. Test sonucu pozitif çıkan çalışanlar ve varsa yakın temaslı çalışanların filyasyon çalışmalarının yapılmasını sağladılar.

Birçok sektörde ise çalışanlar kalabalık toplu taşıma araçları ile işe gelip gittiler, yeterli maske ve hijyen malzemelerine ulaşamadılar, Mayıs 2020 Vestel örneğinde de görüldüğü gibi kurumsal bir firma olsa da çalışanların ölümlerine rağmen çalıştırılmaya devam edildi. Yemeklerini kalabalık ve kapalı ortamlarda yemeye devam ettiler. Şantiyelerde hijyenik olmayan ortamlarda kalmaya devam edildi. Birçok sektör ise uygulanan kısıtlamalar nedeniyle tümüyle faaliyet veremez hale geldi. Burada çalışanlar süresiz ücretsiz izne ayrıldı .

Normal şartlar altında ücretsiz izin uygulaması işverenin onayına tabi olup her iki tarafın da mutabakat sağlaması halinde işçi ücretsiz izne çıkarılabilir. Ancak pandemi nedeniyle meydana gelen işyerlerinde yaşanan ekonomik zorluklar ve işyerlerinin çalışmasının yasaklanması yasada değişiklik yapma zorunluluğunu doğurmuştur. Tam sermaye çıkarları düşünülerek işverenler açısından işten çıkarma yasağı getirilirken, pandemi nedeniyle ücretsiz izin uygulaması da işçinin onayına bağlı olmayan bir hale getirilmiştir.  Bu düzenleme sonrası ne yazık ki işverenlerin kötü niyetli olarak bazı işçileri fiilen çalışıyor olmalarına rağmen ücretsiz izinde göstererek veya kısa çalışma uygulaması varmış gibi başvuruda bulunarak sigorta primlerinin eksik yatırılmasına sebebiyet vermektedir.

Koronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için ilk olarak 17 Nisan 2020'de ilan edilen işten çıkarma yasağı, 17 Ocak 2021'den itibaren iki ay daha uzatıldı. Ancak yasakta istisna kapsamında tutulan İş Kanunu'nun "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlıklı maddesi, son dönemde işverenin işçileri işten çıkarma yöntemi haline geldi. İşverenler Kod 29 sayesinde hala  işten çıkarma hakkına sahip oldu. Kod 29 ile işten çıkarılan işçiler yeni iş bulmada zorluk, işsizlik ücreti alamama gibi birçok haksızlığa maruz kalmaktadır.

İşten çıkarma yasağı, işçinin iş akdini sonlandırmasına engel değildir.Ne yazık ki uygulamada işverenler pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı olduğu için işçilerin istifa etmesini istemektedir. Başka türlü hak ve alacaklarını alamayacağını düşünerek işveren tarafından hazırlanan istifa dilekçelerini imzalayan işçilerin ilerleyen süreçte hak kaybına uğrama ihtimali söz konusu olmaktadır. Belirtmek gerekir ki işveren tarafından işten çıkarma söz konusu olmadığı takdirde işten çıkış kodları nedeniyle İŞKUR işsizlik maaşı başvurularını reddetmektedir. Dolayısıyla yasal sürecin neticesinde ancak işçinin haklı nedenle iş akdini feshettiğini ispat etmesi durumunda işsizlik maaşı ödenecektir.

DİSK-AR Ocak 2021 “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu”nda geniş tanımlı işsiz sayısının 9,7 milyona yükseldiği  istihdamın bir yılda 896 bin kişi azaldığı, işbaşında olanların sayısının son bir yılda 1 milyon 833 bin kişi azaldığı tespit edilmiştir.

Salgın döneminde idare kamu çalışanları için, izne esas olacak kronik hastalıkları belirledi ve bu hastalığı olanların ve 60 yaş üstü kamu çalışanlarının belli istisnalar dışında idari izinleri halen sürüyor. Oysa özelde bu düzenleme hiç yapılmadı. Bu duruma özel sektörde sadece büyük, kurumsal firmalar uyum sağladılar ama onların da büyük çoğunluğu bunu idari izin olarak düzenlemeyip, çalışanın özlük haklarının kullanılmasıyla izinli sayılmasını sağladılar. Kronik hastalığı olan çalışanların büyük çoğunluğu bu salgın döneminde yüksek risklere rağmen çalışmaya devam etmek zorunda kaldı.

Sağlık emekçileri ise bu salgının fiziksel, psikolojik ve mesleki olarak en zor süreci yaşayan, en fazla hastalanan ve ölen kitlesi oldu. Sağlık, bu dönem yalnızca hastalarla yüksek yoğunlukta temas etmenin bir sonucu olarak değil, kötü çalışma koşullarının bir sonucu olarak da en çok ölümün yaşandığı işkolu oldu. Bu süreçte, başta sağlık emekçileri olmak üzere, virüsün bulaşması sonucunda maruz kalınan Covid-19, iş kazası sonucu gelişen ölümcül seyirli mesleki bulaşıcı hastalık, ölüm halinde ise de iş cinayeti olarak değerlendirilmesi gerekirken, Sosyal Güvenlik Kurumu, Covid-19’un "iş kazası/meslek hastalığı” tanımı dışında, sadece "hastalık” olarak provizyon alınmasını isteyen skandal bir genelgeye imza attı.

Bugün, hastanelerde, fabrikalarda, şantiyelerde, tersanelerde, madenlerde, depolarda, marketlerde, tüm işkollarında çalışan, beyaz ve mavi yakalı, memur ya da işçi ayırt etmeksizin tüm işçilerin, emekçilerin kaderi ortaklaşmıştır.

İşyerlerimizde uzun mesailerin, alınmayan önlemlerin, yoğunlaşan baskının ve mobbingin, güvencesiz çalışmanın, sürekli eleştirdiğimiz 6331 sayılı yasanın bile gereklerinin yerine getirilmemesinin bizi hastalanmaya ve ölüme sürüklediği çok açıktır.

Covid-19 sağlık emekçileri için meslek hastalığı, diğer işkollarında çalışan işçiler için ise iş kazası olarak tanınmalıdır.

  • İşçi sağlığı ve güvenliğini ortadan kaldıran politikalardan vazgeçilmelidir.
  • İşyerlerinde başta üretim alanları olmak üzere ulaşım, beslenme, barınma gibi tüm alanlarda işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmalıdır.
  • Kronik hastalığı olan ve belli bir yaşın üzerindeki işçiler bu süreçte idari-ücretli izne çıkarılmalıdır.
  • İşten atmalar yasaklanmalı ve 1168 TL değil tam ücret ödenmelidir.
  • Çalışma saatleri, ücretlerde kesintiye gitmeden azaltılmalıdır.
  • İşçilere ücretsiz-yaygın testler yapılmalı, vakaların arttığı işyerlerinde üretime ara verilmelidir.
  • Evden çalışan işçilerin çalışma saatleri düzenlenmeli ve iş için yaptıkları harcamalar karşılanmalıdır.
  • Göstermelik değil etkin işçi sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri çıkarılmalı ve ertelenmeden uygulanmalıdır.
  • İş yerlerinde risk değerlendirmesinde emekçiler de yer almalıdır.
  • İSG önlemleri piyasanın insafına terk edilmemelidir, etkin bağımsız katılımlı denetim sağlanmalıdır.
  • Covid-19 nedeniyle tüm emekçilere nitelikli ve yeterli sayıda koruyucu ekipman sağlanmalıdır.

Kaynaklar:

  1. http://isigmeclisi.org/20629-ankara-isig-meclisi-ve-ses-ankara-subesi-dun-ostim-de-bugun-hastanelerde
  2. http://www.hekimpostasi.com/salgin-doneminde-calisma-hayatindaki-hak-ihlalleri386.html
  3. http://disk.org.tr/2021/01/disk-ar-ocak-2021-issizlik-ve-istihdamin-gorunumu-raporu-yayimlandi-issizlik-artiyor/